ORHUN ABİDELERİNDE '' TANRI KAVRAMI ''
ORHUN ABİDELERİNDE “TANRI KAVRAMI”
**HANDE ALABAY**
**İBRAHİM KARAMAN**
ÖZET
Bu çalışmamız eski Türk dininin merkezinde ve temelinde yer alan Tanrı kavramı esas alınarak yapılmıştır. Bahsedilen Tanrı “Göktanrı” olarak adlandırılmıştır. Tanrı kavramının neleri kapsadığı konusunda Türk tarihinin en eski yazılı kaynağı olan Orhun Abideleri’nden örnekler verilmiştir.Eski Türk dininin tek tanrılı bir din olduğu yapılan araştırmalarda görülmektedir.Orhun Abideleri’nde Tanrı soyut bir varlıktır,putlaştırılmamıştır.Tanrı’nın bulunduğu mekan çoğu kez “Gökyüzü” olarak tasvir edilmiştir.Gerek devlet yönetiminde,gerekse Türk Milleti’nin sosyal hayatının temelinde Tanrı asıl unsur olarak ortaya çıkmıştır.Bu metinlerde belirtilen Tanrı’nın vasıfları İslam inancında belirtilen Allah’ın sıfatlarına çok yakınlık gösterir.Tanrı’nın Kadir-i Mutlak oluşu,ezeli ve ebedi oluşu hususunda Orhun Abideleri’ndeki Bilge Kağan ve Tonyukuk’un öğüt niteliği taşıyan serzenişinden anlaşılmaktadır.Kitabeler de yer alan Tanrı’nın vasıfları Türk dini inanç sisteminde önemli yer kaplamıştır.Türklerin var oluşlarıyla birlikte inanmaya başladıkları bu din genel hatlarıyla incelendiğinde ilahi bir din niteliği taşımaktadır.Çoğu yerde İslam inancına benzer yönlerine rastlanılması,Türklerin 10. Yüzyılda İslamiyet’e geçişini kolaylaştırması açısından önemlidir.
ANAHTAR KELİMELER: Göktanrı, Orhun Kitabeleri, İslamiyet, Lütuf, Kağan, Kut.
Eski Türklerin dini hakkında yapılan araştırmalar da çeşitli sonuçlara rastlanır.Eski Türk dininin çoğu yerde “Göktanrı” olarak isimlendirildiği görülür.Türklerin dini anlayışı içerisinde “Tanrı” kavramı insan hayatını ve olaylarını belirleyen en etkili güç olarak anlaşılmaktadır.Türklerin en eski yazılı kaynağı olan Orhun Abideleri’nde yoğun bir şekilde Tanrı kavramının kullanıldığını görmekteyiz.Bu abideler Kül Tigin,Bilge Kağan ve Tonyukuk Abideleri olmak üzere 3 yazılı abideden oluşmaktadır.Orhun Abideleri bilindiği gibi Türk isminin geçtiği ilk metin olarak karşımıza çıkmıştır.Orhun Abideleri bugün Moğolistan’ın uçsuz bucaksız bozkırlarında 1889 yılında Rus Tarihçi Yardintsev tarafından bulunmuştur.Bu heyet
**Çankırı Karatekin Üniversitesi Tarih Bölümü Lisans Öğrencileri
yapılan incelemelerde bu yazıyı çözememiştir.1893 yılında Danimarkalı bilgin Vilhelm Thomsen 38 harfli bu alfabeyi çözerek okumayı başarmıştır.Kül Tigin ve Bilge Kağan Abideleri Baykal Gölü’nün güneyinde Orhun Vadisi’nde Koşa Tsaydam Gölü civarında 47.1 arz ve 102.1/2 tul derecelerinde bulunmaktadır.Tonyukuk Abidesi ise biraz daha doğuda 48 arz 107 tul dereceleri arasında Tola Nehri’nin yukarı mecrasında Bayn Çokto denilen yerin yakınında bulunmaktadır.İtinayla yontulmuş veya saf olmayan mermerden yapılmıştır.Bilge Kağan Abidesi ,Kül Tigin Abidesi’nin 1 km uzaklığındadır.Yalnız Kül Tigin’inkinden birkaç cm daha yüksektedir.Kül Tigin Abidesi’ni ağabeyi Bilge Kağan tarafından yeğeni Yollug Tigin’e yazdırmıştır.Bilge Kağan Abidesi oğlu Tengri Kağan tarafından babasının ağızından Yollug Tigin tarafından yazılmıştır.Tonyukuk Abidesi ise Tonyukuk tarafından yazılmıştır.Kitabeler incelendiğinde okunan ve silinmemiş yüzeyler de Kül Tigin Abidesi’nde 9 yerde,Bilge Kağan Abidesi’nde 21 yerde,Tonyukuk Abidesi’nde 7 yerde “TENGRİ” sözcüğü kullanıldığı görülür.Abideler de Tanrı kavramını belirli alt başlıklar altında sıralarsak şu sonuçlara ulaşabiliriz;
1)-Tanrı’nın Yaratıcı Vasfı
Tanrı bütün varlıkların üstünde kainatın yaratıcısı ve bütün gücün tek sahibidir.Kitabeler de tanrılardan değil Tektanrı’dan söz edilir.Bu Türk Tanrısı olarak belirlenir.Türk Tanrı anlayışında kutsal evliliğe rastlanılmaz.Yani Türk Tanrısı Asur,Babil,Yunan,Roma tanrıları gibi tanrıçalarla evlenmezler.1 Bu durum Türk Tanrı anlayışında; Tek Tanrı inancını güçlendirirken cinsiyet belirtmemesi,Tanrı’nın beşeri özelliklere sahip olmadığı, kendine has sıfatlarının olduğunu gösterir.Bu İslamiyet’teki “Allah” inancı ile benzerlik göstermektedir.Göklerin yaratıcısı ve sahibi Göktanrı’dır.Eski Türkler de göğün ve yerin yalnızca bir tane “kılıcısı,yaratıcısı” olduğu ifade edilir.Ama bunun adı verilmez.2 Maddi varlık sayılan “Tengri” daha çok “Kök : Gök” sözcüğünü “sema”, “Tengri” sözcüğünü de “Allah” ismi üzerine tahsis etmişlerdi.3
Türkler başlangıçta “Tanrı” sözünü yalnızca yaratan Tanrı için kullanıyorlardı. Daha sonra dağa,ağaca,suya Tanrı ismini vermeye başladılar.Onun için Kaşgarlı Mahmut Divan-ı Lügat’it Türk’te yere batası kafirler dağa,taşa Tanrı der oldular deyip kederlenmiştir.4
1Jean Paul Roux,Türklerin ve Moğolların Eski Dini, çev.Aykut Kazancıgil,Kabalcı Yayınevi,Ankara 1994,s. 31
2Bahaeddin Ögel,Türk Kültürünün Gelişme Çağları,Devlet Kitapları,İstanbul 1971,c.2,s. 55-58
3Abdulkadir İnan,Tarihte ve Bugün Şamanizm,TTK,Ankara 1995, s. 27-28
4Ögel,a.g.e ,s. 58
Eski Türklerin yüce ve Tek Tanrısı, İslamiyet’teki “Allah” gibi mücerret ve şekilsiz bir güçtü.Hatta Altay Şamanizmi’nde bile göğün katlarının resminin yapıldığı halde Tanrı’nın şekli çizilemiyordu.5 Türklerin yüce Tanrı’ya “kang Tengri” yani han Tengri en yüce Tanrı dedikleri biliniyor.Bu deyim “Kang Tengri” şeklinde söylenebilir.Çünkü eski Türkçe’de “Kang” kelimesi baba ve en ulu ata için kullanılan bir deyimdi.6Bahsedilen örnekle birlikte Türklerde var olan inanç sisteminin Tek Tanrı kavramına göre şekillenmiş olup,Türklerin inanç,yaşayış,töre,örf ve adetlerini Tek Tanrı inancıyla pekiştirdiklerini görüyoruz.”Üze kök tengri asra yağız yir kılındukta iki ara kişi oğlı kılınmış.Kişi oğlında üze eçüm apam Bumin Kağan İstemi Kağan olurmış”.7 Yukarıda gök aşağıda yağız yer yaratıldığında ikisi arasında kişi oğlu yaratılmış.Kişi oğlunun üzerine de atam Bumin Kağan ve İstemi Kağan oturmuş.8Türk düşünce tarihinin en önemli belgesi olan bu düşünceden de anlaşılacağı üzere gök ile yerin yaratıcısı kendileri değillerdir.Onlar da yaratılmış kutsal bir varlıktır.”Allah gökleri ve yeri hak üzere yarattı…”.9 Buda bizim anladığımız Tengri’nin kendisi idi.Metin üzerinde yapılan araştırmada bunlar yaratmanın faili değil,nesnesi olarak gösteriliyor.Burada fail Göktengri’dir.İnsanlar da faili değil işi yapanın kendisidir.10
Türk Tengri düşüncesinde maddi gökyüzünde manada ulu bir varlığa doğru gelişimi dikkat çeker.Güneşin ve ayın doğuş ve batışını,bitkilerin canlanmasını,büyümesini,suların çoğalması ve kesilmesi Tanrı’nın yaratıcı kudretiyle olur.Tengri’nin ebediliği “Kadir-i Mutlak”lığının yanında bir şekile sokulmayan her yerde hazır vasfını kazanıyor.Bir Oğuz’un İbn Fadlan (10.asır)’a “Rabbinizin karısı var mı?” diye sorduktan sonra İbn Fadlan’la birlikte tövbe etmesi Tengri’nin insan olmayacağı bir yaratıcı olduğunun düşüdüğünü gösterir.İbn Fadlan Oğuz “Başını kaldırarak” ,”Bir Tanrı” dediğini nakleder.11Tanrı kelimesinin Orhun Yazıtları’nda “ilahi bir kudret” olarak geçtiği, onun iradesiyle Türk Milleti’nin güçlendiği belirtilmiştir.Yaşayan tüm evrende olup biten herşey mutlak güce sahip Tanrı’ya aittir.
5 Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi , 1000 Temel Eser, Ankara 1991, s. 117
6 Ögel, Türk Mitolojisi , s. 116
7Muharrem Ergin,Orhun Abideleri,MEB,İstanbul 1970,s. 51
8Ergin,a.g.e,s. 65
9 Halil Altuntaş, Kur’anı Kerim,Ankebut Suresi, 44.Ayet,DİB,Ankara 2006,s.400
10Ögel, Türk Mitolojisi ,s. 162-163
11 İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1995,s. 296-297
2)- Tanrı’nın Mekanı
“Gök Tengri” tabiri konuyla ilgili bilim adamlarının farklı sonuçlar çıkartmasına neden olmuştur.Türkler göğe “Tenri” veya “Tengri” derlerdi.Ama bu yaklaşım Bahaeddin Ögel’e göre çoğu zaman göğü mavi renk ile sınıflandırarak “Kök Tengri” yani “mavi gök” derlerdi.Bu yolla Türkler maddi bir varlık olan gök ile yeri ve gökleri yaratan yüce yaratıcı için aynı isimleri kullanıyorlardı.12Hikmet Tanyu’ya göre ise de hem gök kelimesi hem Tengri kelimesi de vardır.Bunu niçin aynı kelimeler varken bir renk adı olan gök kelimesi Tengri olarak kullanılmış olsun?13diyerek konuya farklı bir yaklaşım getirmiştir.”Üze Türük Tengrisi” yukarıdaki “Türk Tengrisi” biçiminde geçen sözcüklerden de Tengri’nin ve göğün “üstte,yukarıda” olduğu diğer varlıklardan daha üstte,yüksekler de olduğu anlatılmak istenir.14*Türklerin inandıkları Tengri inancında dua boyunutunu ele alacak olursak dua ederken başını göğe kaldırıp “Ey Gök Tengri…” demesiyle İslam inancında şuan bile dahi ellerini açıp göğe bakarak dua etmesi hala bu anlayışın sürdüğünün en bariz örneğidir.Bu yüzden ki Türklerin kutsal saydıkları yerlerin başında dağların en zirveleri gelirken İslam’ın kabulüyle birlikte erenlik sıfatı kazanan Alplerin mezarlarının Anadolu’da dağların ve tepelerin zirvesinde oluşu bu kutsallığın hala devam ettiğini göstermektedir.
3)-Tanrı ve Kağan ilişkisi
Türk kağanları kudretlerini direkt Tanrı’dan alırlardı.Göktanrı’nın hayattaki uzantısı kut,Tanrı’nın lütfu oldu.15 Bu yüzden iktidar gökten yere doğru kademe kademe dağılmaktaydı.Gökte bir güneş olduğu gibi yerde bir kağan olmalıydı.Gün doğusu,gün batımına devamlı üstündü.Bu yüzden doğuya hükmeden batıya hükmedenden üstün olurdu.16Her üç abidede de yaratanın,yaşatanın,lütufta bulunanın ve öldürenin Tengri olduğu açıktır.Tonyukuk Abidesi’nde “Tengri ança imiş erinç:kan birtim,3 kanıngın kodup içikding.İçikdük üçün Tengri ölütmiş erinç”.17”Tanrı şöyle demiştir: Han verdim,hanın bırakıp teslim oldun.Teslim olduğun için Tanrı öldürmüştür”.18Şeklindeki ifadeden hanının sözünü dinlemeyen Türk Milleti’nin Tanrı tarafından öldürüldüğü anlaşılmaktadır.
12Ögel,Türk Kültürünün Gelişme Çağları, c.2 ,s.58
13Hikmet Tanyu,İslamlıktan Önce Türklerde Tektanrı İnancı,A.Ü. İlahiyat Fakültesi Yayınları,Ankara 1980,s. 44
14*Hz. Peygamber bedevi bir kadının mümin olup, olmadığını anlamak için Allah’ın nerede olduğunu sormuş, kadın parmağıyla göğü işaret edince “ bu kadın Allah’a inanıyor” demiştir. Bknz: Müslim, Mesacid , s.33. Bu örnek ile ilgili “Gök” bir maddi kavram olarak değil yükseklik, güçlülük, üstünlük olarak nitelendirilebilir.
15Dursun Yıldırım,Türk Bitiği,Akçağ Yayınları,Ankara 1998,s. 115
16 Osman Turan , Cihan Hakimiyeti Mefküresi Tarihi , Nakışlar Yayınevi , İstanbul 1979 , c.1 , s. 42
17Ergin,a.g.e, s. 38
18Ergin,a.g.e,s. 36
630 yılında I. Göktürk Devleti’ nin yıkılmasını bu şekilde Tanrı’nın Türkleri cezalandırması niteliği taşıdığına örnek verilebilirken, 19 Mayıs 639 yılında gerçekleşen Kürşad (Chieh-She-Shuci) İhtilali’nin19 Türklerin özgürlüğünü kazanmasını tetiklemesi açısından Tanrı’nın Türkler üzerindeki etkisini ortaya çıkarmış, Türkler içerisinde gerçekleşen bu etki ile 681 yılında gerçek adı Kutluk (İlteriş) olan Aşina soyundan bir Türk beyi II. Göktürk Devleti’ni Tanrı’nın verdiği lütufla kurmuştur. Göktengri’nin Türkler üzerine bir lütufla gönderdiği Kutluk Han devleti derlemiş, toparlamış “ İlteriş ” ünvanını almıştır.
“Üze Türk Tengrisi Türk ıduk yiri subı ança itmiş. Türk budun yok bolmazum tiyin budun bolcun tiyin kangım İltiriş Kağanığ ögüm İlbilge Katunuğu tengri töpüsinde tutup yügerü kötürmiş erinç. Kangım kağan yiti yigirmi erin taşıkmış. Taşra yorıyur tiyin kü eşidip balıkdakı tağıkmış, tağdaki inmiş, tirilip yitmiş er bolmış. Tengri küç birtük üçün kangım kağan süsi böri teg ermiş, yağısı koyn teg ermiş. İlgerü kungaru süleptim kubratmış”.20
“Yukarıda Türk Tanrısı Türk mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiş. Türk Milleti yok olmasın diye babam İlteriş Kağanı, annem İlbilge Hatunu göğün tepesinden tutup yukarı kaldırmış olacak. Babam 17 erle dışarı çıkmış, dışarı yürüyor diye ses işitip şehirdeki dağa çıkmış. Tanrı kuvvet verdiği için babam kağanın askerleri kurt imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya batıya asker sevk edip toplamış. Hepsi yedi yüz er olmuş”.21 Yukarıda “Türk Tanrısı” derken günümüzde bizim anladığımız gibi Yahudilerin kendi Tanrılarını anlatırken sadece Yahudi ırkının Tanrısı olduğu düşüncesi Türk Tengri düşünce anlayışında yoktur.Çünkü Göktengri dini genel vasıfları incelendiğinde ilahi bir din niteliği taşıdığı görülürken bu dine ait ne bir peygamber nede kutsal bir ilahi metin elimizde bulunmamaktadır.Oysaki semavi dinlerin ilki olan Yahudiliğe ait bir peygamber (Hz.Musa) ve ilahi bir kutsal kitapları (Tevrat) bulunmaktadır. Türk Tengrisi Türk Milleti’nin adı sanı yok olmasın diye onları ödüllendirerek İlteriş Kağanı ve İlbilge Hatunu “Kut” anlayışına göre seçerek Türk Milleti’nin başına hükümdar olarak seçmiştir. Türk askerlerinde bulunan güç ve kudretin temelinin asıl nedeni onların bir kurt gibi Tanrı tarafından güç verilmesi, düşmanlarının ise koyun gibi güçsüz oluşunun asıl nedeni Tengri’nin Türkler üzerindeki kudretidir.Kitabelerde bahsedilen Bumin Kağan ve İstemi Kağan’nın Tengri tarafından seçilmiş,kutlanmış bir duruma sahip olduğu düşüncesi ortaya çıkarken kağanın tahttan indirmenin ölümcül bir suç olduğu bilinir.Aynı şekilde İslamiyet’in kabul edilmesinden sonra yazılmış özellikle siyasetname türündeki eserlerde bahsedilen “Zillu’llah” ifadesinde olduğu gibi kağan Tengri’nin yeryüzündeki temsilcisidir.Onun emri göğün emri,onun yaptığı göğün yaptığıdır.22
19Tilla Deniz Baykuzu,Son Bilgiler Işığında Kürşad İsyanı,Kömen Yayınları,Konya 2016,s. 82
20Ergin,a.g.e,s. 52-53
21Ergin,a.g.e,s. 6
22Jean Paul Roux,Altay Türklerinde Ölüm,çev.Aykut Kazancıgil,Kabalcı Yayınları,İstanbul 1999,s. 86-8
Kitabelere göre Tanrı kainatın ilk sebebi, yaratıcısıdır. Gök-Türklerin “kağanlık” kurması o’nun isteğiyle olmuş, kağan Türklere o’nun tarafından verilmiştir.23”Tengri teg Tengri de bolmış Türk Bilge Kağan bu ödke olurtım” Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan bu zamanda oturdum.24 Diye bir hitapta bulunan Bilge Kağan’ın kendisinin Tanrı tarafından yaratıldığını ve hükümdarlığının da yine Tanrı tarafından kendisine verildiğini açık olarak beyan etmektedir. ”Tengri yarlıkadukun öçün kutum bar öçün kağan olurtım” Tanrı buyurduğu için kendim, devletlim olduğu içün, kağan oturdum.25Bilge Kağan’ın Tanrı’nın emriyle Kut verilen bir hükümdarın oğlu olduğu için Kağan olduğunu, gücünü de bundan aldığı açık olarak yine belirtilmekte olup hükümdarın yaratılışının olağanüstü olması, kağanlığı meşrulaştırmaya yönelik bir anlam katmaktadır.
4)-Tanrı ve İnsan İlişkisi
Türklerin dini anlayışının en önemli unsuru “Tanrı”dır.Tanrı sadece dini anlamlar ifade etmekle kalmamış,bozkır insanının bütün kainat ve hayatlarının neredeyse kaynağı hükmünde olmuştur.”Tanrı buyurduğu için devletim,kısmetim var olduğu için ölecek milleti diriltip besledim.Çıplak milleti elbiseli kıldım.Fakir milleti zengin kıldım.Az milleti çok kıldım”26 diyerek Tanrı’nın isteği doğrultusunda Türklerin sosyal hayatının hükümdarın çabalarıyla Tanrı istediği için değiştiği görülmektedir.Tanrı’nın yaratan oluşu,var olan herşeyin sebebi oluşu,ezeli,ebedi oluşu Tanrı’nın kudretinin ana sebebini oluşturur. ”Öd Tengri yaşar,kişi oglı kop ölgeli törimiş”,”Zamanı Tanrı yaşar,insanoğlu hep ölmek için türemiş”27 derken insanların fani,Tanrı’nın ebediliği şeklinde açık olarak ifade edilmiştir.Bu özelliğe sahip Tanrı sonradan var olanlara benzemez.”Tengri teg Tengri” ifadesi Tanrı’nın İslam inancındaki gibi “vacib’ül vücud” olduğu anlatılmaktadır.28(Tengri, teg de bolmış) anlayışıyla hükümdarın Tanrı tarafından yaratıldığı anlatılır.Ayrıca Tanrı’nın Türk toplumunu koruduğu,milli varlığını sürdürdüğünü,bunu Tanrı’nın yaptığı,yönettiği,Türk beglerinin düşmana karşı zaferlerini sağladığı sözler geçer.(Kur’an’da da bu geçer:”Allah sapmış milletlere yardım etmez”ayeti buna yakın bir anlamdadır.Böylece Türk’ü koruyan Tanrı’ya (Türk Tanrısı) şeklinde içten bir anlatış bile yapılır).29
23Kafesoğlu,a.g.e,s. 295-296
24Ergin,a.g.e,s. 49
25Ergin,a.g.e,s. 3
26Ergin,a.g.e,s. 23
27Ergin,a.g.e, s. 14
28 Said Başer , Göktanrının Sıfatlarına Esmaül Hüsna Açısından Bakış ,İrfan Yayınları,İstanbul 1991,s. 15-29
29Tanyu,a.g.e,s. 44
“Biz iki bing ertimiz.Sögüçtümüz.Tengri yarlıkadı,yanydımız ögüzke tüşdi.Yanyduk yo ta yime ölti kök.Anda ötrü Oğuz kopun kelti”.30”Oğuz geldi askeri üç bin imiş.Biz iki bin idik.Savaştık.Tanrı lütfetti dağıttık.Dağıttığımız yolda yine öldü hep”.31
Bu metinlerde geçen Tengri kavramı İslam dininde belirtilen Allah’ın sıfatlarına çok yakınlık göstermektedir.
1-Tanrı sonsuz bir hayata sahiptir. Ezeli ve ebedidir.
2-Tanrı her şeyi yaratır.
3-Tanrı yaşatır.
4-Tanrı öldürür.
5-Tanrı insan kaderine hakimdir. İnsana güç, başarı, zafer verir. Acunu (kainatı) yönetir.
6- Tanrı irade sahibidir.
7-Tanrı her şeyi en iyi bilendir. İnsana bilgi verendir.
8-Tanrı esirgeyici, koruyucudur.
9-Tanrı kulun duasını kabul edendir.
10-İnsan Tanrı’nın buyruğunda o’nun kuludur.
11-Tanrı kelam sahibidir.
12-Tanrı üstün bir kudret sahibidir, kadirdir.32
30Ergin,a.g.e,s. 77
31Ergin,a.g.e,s. 38
32Tanyu,a.g.e, s. 33
Buna benzer örneklere bir çok yerde rastlamak mümkündür.Orhun Abideleri ile ilgili yapılan araştırmalar da elde edilen belgeler gösteriyor ki eski Türkler din ile iç içe bir hayat yaşıyorlardı.Buna bağlı olarak Tanrı kavramı da günlük yaşamın ve toplumun değişmeyen bir parçasını oluşturmuştur.
SONUÇ
Eski Türkler’in inanç dünyasına baktığımızda, kaynaklar bize gösteriyor ki ilk dinlerinin ilahi kudrete,tek yaratıcıya dayanan GÖK-TANRI dini olduğunu tespit ediyoruz.Bu dinin temel vasıfları ve içinde bulundurduğu “Tanrı Kavramı” tüm yönleriyle incelendiğinde inanç ve ibadet uygulaması yönünden Türkler’in günümüzde mensubu olduğu İslam dini ile benzer yönlerinin çok sayıda olması dikkat çeker.Orhun Abideleri’ndeki GÖKTANRI inancı ile İSLAM dini, Tanrı ile Allah mefhumu birbirleriyle yakın benzerlik taşır.Bu yönde yapılan değerlendirmelerde tek bir yaratıcıya inanan Türkler’in İslamiyet’e geçiş sürecinde, inanç boyutunda çok fazla zorlanma ile karşılaşmadıkları görülmektedir.
KAYNAKÇA
ALTUNTAŞ Halil,Kuranı Kerim,Ankebut Suresi,44.Ayet,DİB,Ankara,2006
BAŞER Said,Göktanrının Sıfatlarına Esmaül Hüsna Açısından Bakış,İrfan Yayınları,İstanbul,1991
BAYKUZU Tilla Deniz,Son Bilgiler Işığında Kürşad İsyanı,Kömen Yayınları,Konya,2016
ERGİN Muharrem,Orhun Abideleri,MEB,İstanbul,1970
İNAN Abdulkadir,Tarihte Ve Bugün Şamanizm,TTK,Ankara,1995
KAFESOĞLU İbrahim,Türk Milli Kültürü,Boğaziçi Yayınları,İstanbul,1995
ÖGEL Bahaeddin,Türk Kültürünün Gelişme Çağları,Devlet Kitapları,İstanbul,1971
ÖGEL Bahaeddin,Türk Mitolojisi,1000 Temel Eser,Ankara,1991
ROUX Jean Paul,Türklerin Ve Moğolların Eski Dini (Çev.Aykut Kazancıgil),Kabalcı Yayınları,Ankara,1994
ROUX Jean Paul,Altay Türklerinde Ölüm (Çev.Aykut Kazancıgil),Kabalcı Yayınları,İstanbul,1999
TANYU Hikmet,İslamlıktan Önce Türklerde Tektanrı İnancı,A.Ü İlahiyat Fakültesi Yayınları,Ankara,1980
TURAN Osman,Türk Cihan Hakimiyeti Mefküresi Tarihi,Nakışlar Yayınevi,İstanbul,1979
YILDIRIM Dursun,Türk Bitiği,Akçağ Yayınları,Ankara,1998
Yorumlar
Yorum Gönder